felsefe ve düşünceler konuşulacak. insanoğlunun binlerce yıldır düşünüp çözdüklerini ve çözemediklerini, yani birikimlerimizi konuşacağız.
(devamı)
|
977 üyesi var, 07 08 2007 tarihinde kurulmuş.
topluluk prensipleri
- lütfen topluluğumuzun konusuna ve kullanım amacına sadık kalalım.
- spam, reklam, flood, troll’lük veya internet etiğine aykırı davranışları hoş karşılamıyoruz.
- topluluğumuza değer katacak, prensiplerine uymaya gönüllü kişiler beraberce yaşadığımız bu toplulukta görmekten mutluluk duyarız. ancak prensiplerimizi hiçe sayarsanız pılınızı pırtınızı toplayıp ayrılmanızı isteyebiliriz.
felsefe topluluğu hakkında
adresi: http://felsefe.sosyomat.com/
bu topluluğu tarif eden etiketler: sorular ne amaçla yaşıyorum insan yokluk acz felsefe feylesof sonsuzluk an ve zaman paradoksu muhayyile
kurucusu: feylesof
yöneticiler
-
-
felsefe gerçeği arar, her zaman bunu yapmıştır, bir arama işinde işçi olarak çalışır.
harabe harabe hep taştan yapılmış harabeler yeni binalarda hep beton kardeşim nem tutarlar-şöyle buram buram toprak kokacak kerpiçten yapılacak çatısı tuğla olacak pencereleri olacak dört tarafında kapı olacak can olacak candaş olacak anadolu olacak
bütün çiçeklerin mevsimi vardır-afrikada altın mücevherden kıymetlidir ekmek su ve renkli boncuklar bir kamyon boncukla bir afrikanın kalbini fetih edersiniz bol ekmek bol şaşal pet su götürmek kaydıyla
zamanında zamanı değildi
zamanı geldi zamanım yok
Hiçbir şey, acıdan daha hızlı gelemez. BAİLEY
ve aynı hızda yokolamaz..
Herkesin üç kişiliği vardır; Ortaya çıkardığı , sahip olduğu , sahip olduğunu sandığı. Alphonse Karr
sen sen olamamak zorunda isen zamanını nasıl geçirirsin ?
en yükseğe çıkabilecek basamaklarınız varken siz neden altlara kaçarsınız?
../bir gün bütün tanrılar öLümü tadacaktıR../
..kendilerini unuttuklarında
unuttuğunda, yalnız senin için!
önceden insanlar dünya kırk kulplu bir kazan benim bulduğum dünyada kulp mulp yok bütün bireyler kazana yapışmış bir uyarı kazan devrilmek üzere
pardon, felsefe sayfasında "UFO"ların işi ne???
frankfurt okulu tam bana göre, ama yine de aralarından bazılarına gıcık oluyorum!
dünyada 2 çeşit insan vardır. + saymayı bilenler + saymayı bilmeyenler.
bu espiri üç çeşit insan vardır +saymayı bilenler +saymayı bilmeyenler şeklinde değilmiydi ??
çeşit çeşit insan var. benim dediklerim geriden sayanlar/sayamanlar.
dünyada üç gurup insan vardır-kafası aklın yanında kalan-kafası kalbinin yanında kalan- kafası belinin altında kalan
bu konulardan konuşmak istemiyorum ama cinsellik biyojik bir olgudur-yollar hiç bir zaman tek olmamıştır
cogito ergo sum
nasıl ki sex'in alternatifi mastürbasyonsa gerçek hayatın alernatifide felsefedir..k.marx
hımm???
ellerinde fenerlerle geceyi seçen ayın kızları-gündüz güneşinin kızlarını birkaç adım geçtiniz-onlar pjamalarıyla mışıl mışıl uyurken-gece kızları fenerlerle hala dolaşırlar kabilden beri
yaşam düzeni işte...
katılıyorum size
platonun ıdea öğretisi aristolesin felsefesındede önemli esası oluşturur ozaman sorgulama herşeyi irdeleme yaygınolsaydı darvin bu kadar yorulmazdı kilisenin güç akıbetine uğrayan bir sürü bilim adamı vardır din töreciligide denile bilir bir bakıma buna
felsefenin sefaleti gerçekten varmıdır yaşayanların budurum şarkılardan biliyorum
sinoplu feylesof yunanistana gitmiş gündüz elinde fener üstat bune adam arıyorum eskiden madenciler klasik fenerle inerlermiş madenler ne bulduklarını bilmiyorum
kuralları bizmi koruz yoksa doğamı - hani derlerya fırtınalı havada gemiyle okyanusa açılma
hayat biraz espiritüeldir -dünya ayaklarımın altında ben atmosfer üsünde yüzüyorum -busöz kime ayit biliyorum a8 yörüngesindeki bir uyduda dünya hasreti çeken yarı bozuk bir civata
huzur istiyorum huzur
huzur isyanda
burada mı?
buqün warsam yarın yokum =D
öldükten sora qömülmek yok olmayı kabullenmektir.sonsuzluqa qömülmek dünyada ayak izlerinin kalmasıdır.bu böyleyse ne yönden olursa olsun sonsuzluk derim ama tartışılır ?
ölmekmi yoksa sonsuzluğa gömülmek mi??
insanoğlu açtır bu iki seçenek sunulsa dahi eminim bir çokları ikinciyi seçecektir..
varım öyleyse düşünmeliyim..
orjinali düşünüyorum öyleyse varım. şimdi bir daha düşün
katıldım öyleyse warımm
felsefe kanatsız ucmak gibi...
sen kedisin zaten uçamazsın.
dusunuyorsun o halde varsın ama neyi ne sekilde dusunuyorsun.çiğneme-hazmetme-dışkılama yetenegin yoksa. düşündügünü,düşündügün,andaki düşünürlerin, düşüncelerinden cıkartacagın sonuc dönüşüm ise.Bizler protein, mineral, aminoasit, sıvı, enzimlerin tepkileriyiz; başka bir şey değil miyiz? Çırpınan, yutan ve yutulan beyazımsı tırtıllar mıyız? Ama tırtıl da dönüşümün onurunu taşır: o yumuşacık dokusundan bir kelebeğin beklenmedik ihtişamı çıkıverir.:)
Sezgi, aklın mekanizması olan düşünme yoluyla ve fakat aklı da aşarak yüksek düşünce gücüne girebilen hak ediş sahiplerinin vardığı bir alış noktasıdır. Sezgide mantık ve muhakemenin katı diyalektik kalıbının üzerine çıkan, adeta onları by-pass eden bir incelik vardır. Bu yolla bazı gerçekler doğrudan kavranılabilinir. Vicdan, beden kuklasını kullanan öz’ün (ki öz, ruh ya da can değildir) var olan şuur kapasitesi üzerinden ancak kabalaştırmak suretiyle kişinin düşüncelerine kadar indirgeyebildiği yaptırım gücüdür. İnsanın yalnızca kendi varlığına dönük olan bu yaptırım gücü, bir anlamda en içteki ben’in daha dış benleri yargılamasını sağlayan farklı bir mekanizmadır. boş zihin tanrının calışma atölyesidir.varsa eger:)En sarsılmaz inancın, en zararlı inanışın, kendin dışında bir dünyanın varlığına; bağımlı olduğun bir şeye veya birisine; sana bir şeyler veren veya senden alan, seni seçen veya suçlayan bir şeye veya birisine inanmandır.dayatmacı bir sevgiyi dayatmaya hayır:) İster iyi, ister kötü olsun, güzel veya çirkin, doğru veya yanlış, kişinin karşılaştıkları hepsi, gerçeklik değil, kendi yansımalarıdır. Herkes daima ve yalnızca, kendisi neyse onu biçer. Tohum da harman da sensin.İşte bu nedenle tarihteki bütün devrimler hep başarısızlığa uğramıştır. Onlar dünyayı dıştan değiştirmeye kalkıştılar.tanrı içimize in dıstan olmaz bu işler:)
felsefe yapmak ölüme hazırlanmaktır....
herşey belli bir düzen ve ahenk içinde kurulmuşken biz sadece karıştırıyoruz sanki düşüncelerimizde karışık, dünyada karışık.
Ayrıca sonuç üretmeye çalışmış filozoflarda olmuştur, örnek Descartes, kökeni (matematik) gereği aksiyomlar oluşturmaya çalışarak metodolojik bir felsefe (matematiğe benzeyen) oluşturmaya çalışmıştır.
Matematiği evrensel olarak görmekteyim, yani insan dışında düşünen bir varlık var ise iletişim olabilecek aracı matematik olarak görebiliriz, Çünkü matematikle ürettiğimiz sonuçlar gerçekte de gözlemleniyorsa, sonuç olarak matematik evrenseldir, bilinen evrende değişmez gerçektir diyebiliriz.
Bu bizi bir sonuca iter, aksiyomlardan bu evreni tasarlayabilirsek , demekki evrenin gerçekliği aksiyomlarımızdır.
Descartesin aksiyomu ve kanıtı:
"Kesin olan bir şey var.
Bir şeyin doğruluğundan şüphe etmek.
Şüphe etmek düşünmektir.
Düşünmekse var olmaktır.
Öyleyse var olduğum şüphesizdir.
Düşünüyorum, o halde varım.
İlk bilgim bu sağlam bilgidir.
Şimdi bütün öteki bilgileri bu bilgiden çıkarabilirim."
Not: Sürç-ü lisan ettim ise affola...
ben burada Decartes'ın "düşünüyorum öyleyse varım" felsefesine ulaşma yöntemini matematiğin sınırlı dünyasına ilişkilendiremiyorum nedense. Şayet bu yöntem tamamen matematiksel olarak şekillendirilebiliyorsa bu felsefenin sınırlı ve eksik olduğunu seziyorum.
Hiç bir matematiksel denklemin (ki filozof da olsa bu matematiksel denklemler insan mantığının kökenine dayanan bir felsefe sonucu üretilip kabul görmüşlerdir) evrensel yasaları tüm çıplaklığıyla eksiksiz ortaya çıkarabileceğini sanmıyorum. Burada fenomenolojinin ve bir çok felsefe yapma dilinin de matematik gibi (bir mantık dili) gerçeği algılamak ve sonrasında yapılması gereken şeyleri sezmek konusunda sadece bir yardımcı dil olabileceğini düşünüyorum.
sanırım burada bir yanlış anlaşılma olmuş, sonuç derken felsefenin neden ortaya çıktığını anlatmaya çalışmıştım. Yani; etki - anlamaya çalışmak tepki - anlamak için tanımlamak --------------------------------------- sonuç = felsefe
Felsefe bu denklemin sonucudur. sonuç üretmediği için daha çok soru ürettiği için diğer bilimlere ihtiyaç ortaya çıktı, matematik, fizik, vs...
evet burayı anladım, ben yine de her sonucun aynı zamanda bir başka şeyin sebebi olduğunu düşünüyorum. Buna katılıyor musun? her sonuç bir sebep olabilir mi?
(var ise) bana göre yok
yani etki- tepki sıralamasından sonra gelen şeye bir süreliğine bile olsa "sonuç" diyemeyiz.
çünkü eğer böyle dersek o sonuç başka bir şey için "soru" haline dönüşecek.
bu şekilde mi düşünüyorsun?
etki-tepki-soru ve bu böyle sürmeli..felsefede sonuç diye bişey yoktur ..varsa sonuç bi başlangıçtır yeni sorular sorulmalıdır..
"sonuçların oluşturduğu etki" derken bunu kastetmiştim.
sen "varsa" derken neyi kastettin?
insan tanımlayamadığı bir olguyu anlayamaz [denek:bizzat ben], bu nedenle tanımlama çabasına girer, sonuç olarak felsefe ortaya çıkar.
etki - tepki - sonuç
doğada paradox yoktur, tanımlamayı tanımlamak her tepki gibi "bir zamanlar etki"dir ve her tepki bir sonuç üretir. Sonuçların oluşturduğu etki daha elverişli bir tepkiyi geliştirir.
ederi kadar kaldı azaldı yukarı aşağı bakarken bağlandı nefesinden...
tanrının koşamadığını gördü bildi yarış hiçlikti...
güneşten pahalı sudan ucuz gözyaşların oturdu tanık sandelyesine kelimeleri akıttı duruşmaya...
eğdi suyunu yere tuttu tuttu kaplumbağa karesine sokuldu...
sınırlar ve ton... .............. ..................... mustafa yeşilkaya
savunma
kahraman:sokrates
sokrates uzun bir savunma ve yargılanmadan sonra cezası verıldıkten sonra.halkın içinden geçiriliyo,ve halk hep bir ağızdan asılacak adam seytanın çocuğu cezası neyse verılsın derken kalabalığın içinde karısı çıkıyor ve'socrates seni haksız yere götürüyolar haksız yere öldürücekler' diyor,ve socrates karısına dönerek şu sözleri söylüyor.HAKLI YERE GÖTÜRSELER DAHA MI İYİYDİ. diyor benım için son noktadır bu sözler paylaşmak istedim tessekkurler
sokrates son nefesine kadar inanılması gereken kişi olmak istedi. bu ona "kahraman" sıfatını kazandırdı
sükunet sığlaştırmaz okyanusu uyanın bre derya kuzularııııı!!!
insanın en sonunda kendını arayıpta bulduğu nokta okuyun isterseniz:)
Simurg, bir masal kuşudur. Uzun boynunda beyaz bir halka bulunan, safran tüylü, güzel sesli, insana benzer kocaman bir kuş... Kuşların sultanıdır. Kaf Dağı’nın ardında yaşar. Efsaneye göre, kuşlar, sultanlarını bulmak üzere toplanıp yola çıkarlar bir gün... Yol uzun, yolculuk zorludur. "Aşk Denizi"nden geçerler önce... "Ayrılık Vadisi"nden uçarlar... "Hırs Ovası"nı aşıp, "Kıskançlık Gölü"ne saparlar... Kuşların kimi Aşk Denizi’ne dalar, kimi Ayrılık Vadisi’nde kopar sürüden... Kimi hırslanıp düşer ovaya, kimi kıskanıp batar göle... Yolculuk bittiğinde, Kaf Dağı’nın ardına sadece 30 kuş varabilmiştir. Sultanları Simurg’u bulamazlar orada... Sonunda sırrı, sözcükler çözer: Farsça "si", "otuz" demektir. ...ömurg" ise "kuş"... "30 kuş", anlar ki, aradıkları sultan, kendileridir. Ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur.
sormuyorum artık sormuyorum; hergün yeniden kodlanan umutlarla kirletiliyor dünya...
Felsefe diye bir$ey yoktur :s
cogito ergo sum
o zaman sen düşünümezdin. o zaman ne olduğunu gayeni anlayamazdın.
bing bang teorisi odamın dağınıklığını kitleler önünde meşru kılıyor. HERŞEYİ BİR NOKTANIN KENDİNİ DAĞITMASINA BORÇLUYUZ.
bu noktanın kendini dağıtması ile büyük bir enerji açığa çıkmıştı..evren oluşmaya başlamıştı vs.vs. senin odanın dağınıklığın nasıl bir etkisi var senin ve evrenin üstünde :))))
bazen bir kelebeğin kanat çırpması bile kıtaları dolaşan bir kasırganın tetikleyicisi olabilir.
bu sadece bir teori :)) burda anlatılmak istenen şey kelebeğin kanat çırpışı kasırgaya sebep olabilir değil evrendeki tüm verileri hesaplamanın ne kadar imkansız olduğudur. Rene Descartes "evrendeki tüm verileri hesaplayabilecek olsaydım bir saniye sonra ne olacağını söyleyebilrim" demiştir.. evrendeki tüm verilere ulaşmak imkansızdır en azından şimdilik :)
BANA KİM OLDUĞUMU KİM İSPATLAYABİLİR?!
başkaları bence. ve yine bence insan en büyük yalanları kendine söylüyo.. ajandama bi yer açtım kendini bil diye. insanların bana dediği şeyleri yazıyorum.... başkaları beni anlatmakta daha acımasız oluyo kendimden... emin ol....belkide kişiliğimle alakalıdır......
sen noktasın nokta:>
sen kim olduğunu bilmiyorsan bence bizim yapabileceğimiz birşey yok.:))
herkes kendini bilcek kardeşim dimi:))
çarşambaların en uzun ömrüsün
hesaplayabilirsin
yorgun ruh koyulaşır sadece...
her şey insanın içi ile alakalı kişi ne ye inanmak isterse neye çalışırsa onu elde eder. önemli olan doğruyu bulmaktan geçmektedir.
alan sensin, veren sen, ne verdinse odur, dahi nemiz var.
aynı şeyleri sıklıkla ben de düşünüyorum, normalden farklı olmak eşittir anormal olmak, ama normalite kime göre belirleniyor?? bence sınırları çizilmesi en zor durum, kim neye göre normal, bence herkes aklının sınırları çerçevesinde normal/anormal...yanılıyor muyum?
Bazen normal olmadığımın farkına varmam beni anormal mi yapıyor ,farkındalığımı anormal oluşum mu normal oluşum mu belirliyor ?
eylem nesnellikten nesneliğe boşluğu boyuyor kavram kirliliğinde:)):e.v.k
niçe sizcede peygamberleri reddedip kendini peygamber ilan etmemişmidir...... dionysos ile olan teması ile alkolü sevmemesi nasıl bir ironidir... jante kanunları hala neden geçerlidir...... kafamda çok soru var aman yarabbim
Zihin gerçeğin büyük katledicisidir.Kişi katlediciyi öldür.Çünkü uyanırken rüyasında gördüğü tüm şeylerin kaybolması gibi kendi şeklide kendisine bir yanılsama olarak göründüğünde çokları duymayı kestiğinde sadece o an BİR'i ayırt edebilir.Dış sesi öldüren iç ses...
filozofun biri öğrencisine demiş yarına kadar şu kitabı al ve oku. Adam gitm,ş almış kitabı ve tam bir hafta boyu hocasının yanına gelmemiş. Bir süre sonra filzofun yanına geldiğinde saçbaş darmadağınık uykusuz geceler geçirmiş şekilde gelmiş merak ettiği tek şeyi hocasına sormuş hocam 'ben varmıyım yoksa yokmuyum' fliozof gayet sakin ve güler yüzle cevap verir: oğlum bu soruyu bana kim soruyor???
VARSIN YA DA YOKSUN
“Evet Ayhan 20 bin Ytl ye var mısın yok musun artık karar zamanı herkes sessiz oluyor şimdi kader anııı”
Gevrek Türkçesiyle kendisinin ekranların en çok izlenen sunucusu olduğundan hiçbir şüphesi olmayan bu adam sanki bu programın sunucusu değil de yarışanların en yakın arkadaşı gibiydi. Ucuz samimiyet gösterisiyle süslü ve şu anda son devresine girilen yarışmada sona yaklaşıldıkça daha sıcak daha da heyecanlı görünmek için var gücüyle uğraşıyordu ..Salondaki heyecan yükselmiş son haddine varmıştı ,artık ne yarışmacılar ne seyirciler ne de sunucu gözyaşlarına hakim olabiliyordu.Yarışmacı bir oturuyor bir ayağa fırlıyordu son etaba girilmişti bir kutu seçmesi gerekiyordu en büyük para miktarlarını kaybetmiş elinde kalan en son miktarı kaçırmamak için ya paranın bulunduğu kutuyu seçecekti ya da boş kutuyu.Daha önce böyle bir fırsatı hiç yakalamamıştı ve bu şans da elinden kayıp gidiyordu.Alnından damlayan terleri silmeye peçete yetişmiyordu,bir rakam seçiyor anında vazgeçiyordu,sunucu sabrını hiç yetirmeden bekliyordu gayet iyi biliyordu ki geçen her heyecanlı saniye yükselen reyting demekti. ”Hadi Ayhan bu defa olacak hepimiz yanındayız düşün acele etme ve doğru kutuyu seç” Nasıl yani nasıl hepsi yanındaydı onlar bir aileydi öyle mi, sanki birisinin kazandığı para diğerinin cebine giriyordu,sanki orda günlerce sıra kendilerine gelsin diye bir sürü sıkıntıyı yaşamıyorlardı.İnanılmazdı, orada bir masal yaşanıyordu ,ülkenin tüm iyi insanları bu program için bir araya getirilmişti ya da yarışmacı olmanın ön ve tek koşulu başkalarının kazandıklarına onlardan daha sonra sevinebilmek ya da kaybettiği paralara onlardan daha da çok üzülmekti. “Anne ne diyorsun, hadi bir rakam da sen söyle” dedi salona dönerek Ayhan “Senin kararın oğlum, hiç fark etmez kaderin de ne varsa çıkar zaten kaçamayız” “Annem benim nurlu annem, sen orda dururken ben burada nasıl seçerim, peki Caner bey babamı aramam mümkün mü ? “Tabii Ayhan istersen babanı arayabilirsin.” Anne babanın telefon numarasını çevirerek salondaki görevliyle oğluna uzattı. Bu bir yarışma programıydı ama yaşananlar öğleden sonra yayınlanan kadın drama programlarını aratmayacak kadar gülünç ama aynı zamanda dramatik sürüp gidiyordu.
İşten gelmiştim açlıktan kıvranıyordum ama her akşam geldiğimde hazır bulduğum sofra yaklaşık bir haftadır bir türlü hazır olmuyordu,yemek saatimiz ne yazık ki yarışmaya denk düşüyordu ve tabi ki yemek bekliyordu.Şimdi ailecek ekrana kilitlenmiş bu filmin sonunu bekliyorduk.Annem bu samimi ve değer bilen çocuğun büyük ödülü kazanıp ailesini gururlandırıp gururlandırmayacağını, babamsa büyük ödülün tahmin ettiği kutuda olup olmadığını merak ediyordu.Bende ekran başındaydım evet ama bu komedinin hangi boyuta taşınacağını görebilmek için
“Alo baba finaldeyim baba “ Karşı taraf bir türlü anlayamıyordu ama berikinin pes etmeye niyeti yoktu, gözyaşlarını silip, burnunu bir kez daha çekerek, “Bu yaşıma kadar her kararımda etkiliydin şimdi büyük ödüle koşuyorum ama ne seçeceğime karar veremedim, ne diyorsun hangisini seçmeliyim” “Ayhan ağlama oğlum, sakın ağlama bir tahmin yürüt olursa olur olmazsa aslanlar gibi alnın açık dimdik dönersin buraya, buradayım oğlum, kararını sen ver, arkandayım ,gerisinin hiç önemi yok” dedi Ayhan üzgün bir ifadeyle bir yandan da gözyaşlarını siliyordu ki birden ayağa fırladı. ” Tamam be tamam” diye bağırmaya başladı, ağlamak buraya kadarmış sen bana bunu dedin ya baba şimdi yine ayaktayım dimdik durucam seçimi yapıcam ve aslanlar gibi dönücem şehrime” Birden inanılmaz bir şey oldu,herkes ayağa fırladı,salon alkıştan yıkılıyordu,kimse bu çam yarması heybetinde ,yaşı kırka dayanmış adamın yarışmada seçeceği rakam için bile babasını aramayıp onay beklemesini garipsememiş, bilâkis işte ahlaklı Türk gençliği nidalarıyla alkış tutuyordu.İnanamıyordum,geçekten bu sahne yaşanıyor muydu yoksa bu bir oyundu da ne yarışmacıların ne sunucunun ne de bizim bundan haberimiz yok muydu?
“Ya baba bu adam manyak mı niye bağlandı şimdi madem soracak kadar bağımsız değildi neden aile adına babaları yarışmacı olmamış ki?” “Öyle ya kızım “dedi babam benimle tartışacak değildi akşamın bu vaktinde. “Zaten senden de beklenen budur, ne olmuş ki babasını arayıp danıştıysa çocuk ? “Anne orda oturan koskocaman bir adam .” Aslanlar gibi yarışan Ayhan sonunda büyük ödülü aldı ve gözyaşları içinde ayağa kaktı dimdikti ve ağlamamak için yüksek sesle kendine güç aşılıyordu. ”Ağlama oğlum,kazandın işte şimdi bu salondan dimdik çık,” dedi ve koşarak tabiî ki önce annesine gitti sarıldı elini öptü sonra sarıldı,öyle ya uzun ve zorlu bir savaştan dönmüştü ya da binlerce kişinin geçemediği bir sınavı geçmişti. Ama bir eksik vardı, babası da keşke babası da şimdi salonda olsaydı görseydi oğlunun ne büyük bir zafer kazandığını. Salonun her tarafına dökülen konfetilerden zorlukla konuşacak bir boşluk bulabilen ve salondaki herkesle tek tek sarılan sunucu artık vicdanı rahat olarak bu akşam da programı kapatıyordu.
“İyi akşamlar sevgili seyirciler, kötü başlayan bir akşamı da yine mutlulukla kapatıyoruz ,büyük ödül bu akşam da sahibini buldu şimdi gidip huzur içinde yataklarımıza yatacağız,bize her konuda ulaşabilirsiniz telefon numaralarımız……..”
VİRGİNİAW
büyümek nedir?
Felsefe kavramların çatışmasını içinde barındırdığı gibi uyumluluğu da nesnel olarak var eder.Felsefenin soyut değil doğanın,insanlların sınırsız ve sonsuz bir biçimde nesnel açılımını sağlamak zorunluluğunda olduğunu kabul etmek gerekir..Felsefe toplum ve tüm canlılar için nesnel üretimi sağlayacak ve bunun faydası amacında olan bir olgudur...
"Bu dünyada her şeyin gizli bir anlamı var diye düşündüm. Her şey, insanlar, hayvanlar, ağaçlar ve yıldızlar hiyerogliftir. Onları heceleyip ne dediklerini anlayacak kişiye ne mutlu! Onlara baktığın anda bir şey anlamazsın; onların gerçek insan, hayvan, ağaç, yıldız olduklarını sanırsın; ancak çok ileride, yıllarca sonra anlayacaksın!.."
N.Kazancakis - Zorba
Ey büyük yıldız!! aydınlatacak birşeyin olmasa yazgın ne olurdu? F.Nietzche çay demle hemde 3-5 demlik, düşün, düşün, düşün, düşün, düşün, düşüm, düşün, düşün :)
En insancıl davranış nedir? Birisinin utanmasını önlemek!
Gurura karşı Çok şişinme: Ufak bir iğne patlatıverir seni!
Nietzsche
en büyük kibir mütevazilikdir demiş nieztche
"Al götür benibu köleler ülkesinden, herkesin aptal ve herkesin korkak olduğu bu ülkeden...Her aptalın satın alındığı, fakat her birisinin kendini bedava sattığıbu ülkeden..." |