söz uçar yazı kalır

kim ne düşünüyor

"Yalnız susku yücedir,gerisi hep zaaftır" Alfred de vigny

AZQ   2 saat önce  

bir alandan ol bir satandan bir tadandan ol bir bakandan anlam yükle cümlelere felsefenin sefaletini anlam yükle cümlelere doktirinlerin yetersizliğine ve mantıksızlığı kabul et yada etme ama birşeyleri kabul etmenin vakti geldi sorgulama yok tek ayak üstünde bekleyen öğrenci gibi otoritelere peşin hüküm boyun eğmek yok

kafkas beyi   20 Ağustos 2008 21:35  

KENDİMİZ ÖRDÜK

Kendimiz ördük hapishanemizi,
Rüyayı gerçek sanmakla.

Kendimiz ördük kozamızı,
Algıladığımız kişi olmakla.

Kendimiz ördük kaderi,
Sahip olduklarımıza yapışmakla.

Kendimiz ördük acıyı, kederi,
Varlığımızı unutmakla.

Gerçekle Yüzleşmek - Sebahattin Zorlu

maruti   17 Ağustos 2008 20:51  

ben yaptığım taploya saklarım birkoyunun bacağına bir deniz dalgasına bir renkli çizgiye bir usul kipriğe yalnız ve yalnız sevdiklerime söylerim ve dostlarıma bu sırrı süleymanın yüzüğünki yazı gibi

kafkas beyi   15 Ağustos 2008 17:52  

Sözler elmas olsa bile, alıcısı yoksa gürültüden ibarettir.

Bir insanın önyargı duvarını yıkması, sonsuz bilginin ona açık hale gelmesidir.

Gönlüne kin koyan karşısında bir düşman bulur. Aşk koyan bir sevgili.

Biri iki görene şaşı derler; ikiyi bir görene alim.

Doğuştan köre renk tarifi yapılamayacağı gibi, cahile de hakikat ilmi anlatılamaz.

Kur´an; “Her nefs ölümü tadacaktır,” der. Tatma fiili bir tadanı gerektirir, tatmak varsa ölüm yok demektir.

Bilinçte seyredilen birbirini izleyen olaylar akışı, kimimizin dünyası olmuş, kimimizin rüyası.

Beden ve zihin bir alettir. Aleti kullanmak ile alet olmak arasında fark vardır.

Doğası kazanmak ve biriktirmek olan insanın kaybetmeye tahammülü yoktur. Yaşam ise, verdiklerini geri almak sistemi üzerine kurulmuştur.

Hz. Adem´in anasız babasız olmasına hayret etmeyen insan, Hz. İsa´nın babasız dünyaya gelmesine şaşırmıştır.

Güneş ışığı çiçeklerdeki renklerin sebebidir, fakat gerçek doğası renksizliktir.

Kibir cahilliğin belirtisidir, tevazu bilgeliğin getirisidir.

Sevginin bittiği yerde, katlanma başlar.

Sevgi hiç bir şeyi ayırmaz, bilgelik hiç bir şeyle özleşmez!

Karşındakinin sen olduğunu gerçekten idrak etmedikçe, sevgin şüpheli ve sınırlıdır.

Kendilerini bedenden ibaret zannedenler, bedenlerini tatmin peşindedirler. Nereden bilsinler, bilincin sınırsız zevkini ?

Aşk öyle bir kıvılcımdır ki, düştüğü yeri yakarak yangın olur. Sonuçta da ne seven, ne sevilen kalıyorsa; aşk, kemal olur.

Hakikati görmemizi engelleyen en büyük perdedir isim. Sırlara vakıf olmak istiyorsak eğer, ismin ve cismin ardındakini fark etmeye çalışmalıyız.

Okyanusta dalgalar var gibi gözüksede varlıklarını okyanustan alırlar. Beş duyunun karşılığı olan madde var gibi gözüksede, varlığını bilinçten alır.

Rüzgarın varlığını, hareket ettirdiği şeyler ve tenimize olan temasıyla biliriz. Ne var ki, bugüne kadar kendisini gören olmadı.

İnsanı evrenden ayıran şey kendi zannıdır. Kendini bir beden kabul ederek ayrılığı kendi yaratır.

Zevkler bağımlılığa, bağımlılık tutsaklığa, tutsaklık çaresizliğe götürür.

Sözler sadece anlam yüklü işaretlerdir. Bilgi ancak bilinene aittir. Gerçek ise Sen"de fark edilmeyi bekler.

Gerçekle Yüzleşmek - Sebahattin Zorlu

maruti   12 Ağustos 2008 00:53  

sinekler uçarken arılar vız vız sokrat eflatun aristoholes muhiddin arabi ibni haldun bende aralarında dolaştım latin kültürünün gelişimini sanatın heykellerin yazılı eserlerin olimpiyatların atinanın rolünü katkıları gerçekten var tanrıların doğuşunu sağlamış zeusun heranın

kafkas beyi   08 Ağustos 2008 22:51  

bilerek bilmeyerek karanlık dünyaya karanlık taşıyanlar artık bunu felsefenin bütün üstatları gelse engelleyemez-bir seçenek sunarlar felsefenin düşmanı ol onu inkar et

kafkas beyi   04 Ağustos 2008 22:08  

Nesnelerin özü, algılanmış olmalarından ibarettir.Buna göre nesneler düşünceden başka bir şey değildirler.Algılar saf düşüncelerdir ve kendisiyle ilgili edindiğimiz düşünceler dışında madde diye bir şey yoktur.

Sonuna yaklaştığımız bu yüzyılın başında Einstein'in açıkladığı izafiyet kuramı ile “madde” hakkındaki klasik görüş tamamen alt üst olmuş ve 70'lerden sonra iyice yaygınlaşan Kuantum Kuramıyla da “maddenin varlığının kabulü” bilim dünyasında geçerliliğini tamamen yitirmiştir. Maddenin varlığının, ancak onu algılayan gözlemci için geçerli bir varsayımdan ibaret olduğu kanıtlanmıştır.

Sufilerin ifadesiyle, “evrenin gerçek yüzü, gözün şartlandığı gibi maddelerden oluşmuş cansız bir dünya değildir. Gerçekte evren, herşeyin canlı olduğu bilinçli bir yapıdır. Ve Evrenin gerçek yüzünün tecrübe edilişi, insanın algı biçimini alt üst eden, muazzam, ani bir yaşayıştır! Yer ve gök algısı başka bir hale dönüşmekte, eşya hakkındaki tüm değerler geçerliliğini yitirmekte ve keskinleşen bir görüşle, tümel bir can ve bilincin, her an, her yerde kendini ifade edişine şahit olunmaktadır.

maruti   03 Ağustos 2008 15:45  

insanlığın şu ana kadar bulduğu bilim teknoloji hikayeleri- okyanustan alınan bir kova suya bedeldir insanların edison gibi çok çalışması gerek çok

kafkas beyi   03 Ağustos 2008 01:35  

Bize göre bir şeye var demek için, o şeyin bir cismi ve ismi olmalıdır. Ayrıca algılanabilir ve tarif edilebilir olmasıda gerekir. Cismi ve ismi yoksa, algılanıp, tarifde edilemiyorsa, bizim için o şey yoktur. Gerçek ya bunun tam tersi ise ! Yokluğun varlığını hiç düşündünüz mü ?

maruti   02 Ağustos 2008 00:16  

hayallerimiz de vardır..cismi ve tarif edilebilirliği yoktur fakat onlar bizim yaratımızdan çıkmışlardır..
keza düşünce,hisler..bizi biz yapan soyut kavramalardır..ama onlar bizim için bütünden kopmuş değil tam da o bütünün şeyleridirler..
gerçek,bizi biz yapan ve bizi bizlikten çıkaran olguların birleşiminden oluşur..
yokluğun varlığı yoktur ancak kelime oyunları vardır..yokluk yokluktur,varlıkla bütünleşen..

gehanne   02 Ağustos 2008 00:26  

Gönül denen bir yer var
Orada ne sen ne de ben var
Cismi olanı var sanırsın ama
Bedensiz de var oluş var.

maruti   02 Ağustos 2008 11:54  

Bir gözlemci bakmadığı zaman dünyada gördüğümüz bu nesneler yine bu şekliyle mevcut mu acaba; yoksa, hep varolan sınırsız bir dalga okyanusu da, bizim bakışımızla mı madde olarak görünmekte bu manzara?

maruti   02 Ağustos 2008 14:41  

Alem'de Tek bir Varlık vardır. O da Vucudu Mutlak olan Allah'ın Varlığıdır. Diğer varlıklar bu Varlığın çeşitli zuhurları ve değişik tecellileridir. Var zannedilen şeyler aslında vehim ve hayalden İbarettir.
- Muhyiddin A’rabî -

«Kâinatın muazzam yapısını meydana getiren cisimlerin, onu değerlendirecek bir zihin olmadığı sürece bir cevher olmasına imkân yoktur. Bütün bunlar benim veya başka bir yaratılmışın zihnine hitap etmediği sürece mevcudiyetinden söz edilemez; ya da Ebedî Ruh'un zihninde mevcuttur denebilir.»
- George Berkeley -

maruti   02 Ağustos 2008 15:47  

varoluşumuza sığınmanın yetersizliği üzerine yaşadığımız panik duygusunu yatıştırmak için giriştiğimiz bütün o boş arayışların sonucu yapayalnız kalmışızdır, ölüm yarın veya elli yıl sonra gözlerini dikmiş bize bakıyordur ve haykırmak içimizdeki bütün o korku ve bilinmezliği atmak istesekte yapamayız, sadece ben vardır. hiçbirşey bilmeyen ben.

gudi   29 Temmuz 2008 00:21  

bizim hamurumuz fazla gelmiş kalıptan taşmış gramajımız yüksek olduğu halde israf edilmişim

kafkas beyi   28 Temmuz 2008 02:39  

hamur ekmek kalıbına girer fırından çıkarsa o kalıptan kurtulurda kalıbın verdiği şekilden asla

kafkas beyi   27 Temmuz 2008 02:04  

felsefe yalnız tuhaf karekterlerin ben neden böleyim sorusuna cavap arayışıdır ...yada ben öle sezinledim diyip sezgiciliğe girmek.

kalmah   26 Temmuz 2008 14:07  

harabe harabe hep taştan yapılmış harabeler yeni binalarda hep beton kardeşim nem tutarlar-şöyle buram buram toprak kokacak kerpiçten yapılacak çatısı tuğla olacak pencereleri olacak dört tarafında kapı olacak can olacak candaş olacak anadolu olacak

kafkas beyi   21 Temmuz 2008 18:11  

bütün çiçeklerin mevsimi vardır-afrikada altın mücevherden kıymetlidir ekmek su ve renkli boncuklar bir kamyon boncukla bir afrikanın kalbini fetih edersiniz bol ekmek bol şaşal pet su götürmek kaydıyla

kafkas beyi   20 Temmuz 2008 22:04  

zamanında zamanı değildi

arsenic9   19 Temmuz 2008 22:07  

zamanı geldi zamanım yok

arsenic9   19 Temmuz 2008 22:07  

son not ekleyenler

yeniden eskiye doğru

  1. AZQ
  2. kafkas beyi
  3. maruti
  4. sosyososyolojik
  5. ALGILAYICI
  6. gehanne
  7. gudi
  8. kalmah
  9. arsenic9
  10. almost
  11. dos rueda
  12. Sathanus
  13. portorico
  14. ciyaaak
  15. Thedya
  16. sibumi06